erhan

MAZLUM ÇORYH'UN LİVANE GEZİSİ-5

09 Temmuz 2019 Salı 11:45
-mazlum-coryhun-livane-gezisi-5

Tortum Çayı’na ne oldu?

Çoruh Nehrinin önemli kollarından biri olan Tortum Çayı, güneyden katılan, son bahara doğru cılızlaşan, dereler toplamıdır. Tortum Gölü’nden çıkınca Ünlü Tortum şelalesinden 45 metresi düşey olmak üzere 150 metre de çağlayanlar şeklinde yoluna devam eder. Bu şelaleden düşmesinden enerjiyi hatırlayanlar bir HES ile elektrik üretmeyi tabii olarak düşünmüşlerdir.

Tortum HES’i geçerken çok derin bir kanyondan geçer. 10 km kadar sonra Oltu’dan gelen çayla birleşip Oltu Çayı olur. 9 kilometre sonra Çoruh ana koluna katılır. Şimdilerde ne Tortum Çayı, ne de Oltu Çayı eski hüviyetlerini taşımıyorlar. Çünkü bu çayların üzerinde hesapsız, akılsız ve insafsız HES’ler ve Barajlar planlanmış; bir kaçının yapılmasıyla kişilikleri kalmamıştır. Havzada çevre yıkımı yaşanmaktadır. Oltu Çayı üzerinde bir yazı yazmak gerekiyor…

Tortum çayı vadisinin yamaçlarda bizim Yusufeli ve Artvin coğrafyasındaki tarım alanlarından daha topraklı yüzeyler vardı. Eskiden bu topraklı vadi yamaçlarına bakar tarım yapılmadığından üzülürdüm. Ne güzel tarım alanları işlenmemiş diye. Buralarda tarım yapılan tarlalar çoktan terk edilmiş; kaybolmak üzereler.

Yolun kenarında, bol topraklı yerlerde, yurdunu, memleketini sevenler tarafından evler yapılmış. Bu kişiler her halde şehirlerdeki yaşamın çöküşünü görünce ahır ömrünü çocukluğunu geçirdiği yerlerde geçirmek isteyenler olmalı. Çoğunun emekli maaşıyla ve buranın huzuru, temiz havasıyla ömürlerini geçirmek isteyenlerdir diye düşünüyorum.

Bu evlerin çevresinde bağ bahçe kurulmuş. Sevindirici elbette. Biliyoruz ki bir coğrafyayı en keskin savunanlar, oranın yerleşikleridir. Bu yerleşimler, çok cılız; ‘olmazsa yarın giderim’ havasında. Bu havzanın eski haline göre çok yetersiz. Yine de örnek olma bakımından bu yurttaşlarımızı buradan saygıyla selamlıyorum.

Şunun bilinmesini isterim: Güzel yurdumun her hangi bir yerinde, bir taşın başında(üstünde) bir ürün yetiştiren, bu ülkenin en saygıdeğer insanıdır, yurttaşıdır. Çoruh havzasının insanları, böyle yerlerde hayat sürmeyi başarmış insanlardır. Bu havzanın insanları büyük savaşlarda çok şehit vermiş gazi olmuşlardır. Su götürebildikleri yerleri yeşil cennete çevirirler. Vatan yaparlar…

Yolumuza dönelim…

KİXHA’dan sonra yolumuz yokuş aşağı gider biraz sonra ÜNGÜZEKDEREKAPI’ya varırız. Köyümden okumak için ilk yola çıktığımda burada uzunca bir mola vermiştik. Tomruk yüklü bir kamyon kasasında bana tahsis edilen özel bir yerde seyahat ediyordum. Yığılmış tomruklardan çapı büyük boyu kısa olanın kasanın ön duvarı ile arasında meydana gelen boşluktu özel yerim. Yerimi terk edip etrafa baktığımı, inip çay içip içmediğimi hatırlayamıyorum. Beni yanlarında götüren köylülerim ne yapmışlarsa ben de onu yapmışımdır.

Üngüzekderekapısı, GIDIK denen erkek keçi yavrularının bir kaç aylık olduktan sonra kesildiği, etlerinden döner yapıldığı bir yerdir. Gıdık etinden döner, özel bir yiyecekti. Bu vadilerde erkek olmanın en büyük şansı ölüme yakın olmaktır. Kimse sürüsünde erkeklerin sayısının artmasını istemez; çünkü onlar üretken değillerdir. Onların ölümü fayda yaratır. (Feministlere ithaf olunur.) Dönerde bazen keçi eti kullanırlardı. Mevsimi uygun değilse keçi eti ishal yapan parazit taşırdı. Her yolcu gibi ben de bu durumdan nasibimi almıştım.

Şimdilerde ne GIDIK, ne keçi, ne de dönerci kalmış. Ambalajlanmış yiyecekler(!) satışta bakkalların da insanların da tercihi olmuş. Birçok anne baba, parlak göz alıcı kâğıtlara sarılan, doldurulan, yiyeceklerin buralarda da satılır olmasını gelişmişlik olarak algılayıp bu sağlıklı(!) yiyeceklerden yavrularına kıt paralarıyla almanın mutluluğunu yaşıyorlar artık.

Burada durmuşken Çayı’nın sağ yamacında, yalçın bir kayanın üstünde çok etkileyici kaleyi seyretmeden geçmiyoruz. Bu kalenin hikâyesini hiç dinlemedim; dolayısıyla size de anlatamıyorum. Demek ki burası önemli, güncel tabirle stratejik, bir nokta. Öyle olması, doğaldır; çünkü vadilerin birleştiği yer. 

Üngüzek dere kapısına kuzeyden bir dere iner. Üngüzek köyünden gelir.

Eskiden Yusufeli ve köylerine gidenler, bu vadiden yürürler Yusufeli ilçesinin eski merkezi Ersis’in mezralarına oradan da Ersis içinden geçip Çoruh ana kolu vadisine inilirdi. Bu yol kuş uçuşu çok daha kısadır Hargöver dağı vardır aşılması gerekli. Babamdan oradan yolu geçtiği zamanları anlatırken Haygor’un aşurti derdi. Şimdi o yol unutulmuştur.

Derekapıyı arkada bırakıp Tortum gölüne varıyoruz. Yolu, gölün dolan yatağına almışlar. İyi mi yapmışlar? Bana göre hayır. Gerekçesini anlatırsam uzar. Tortum gölünün sol duvarından geçen yol turistik, görülmeye ve yaşanmaya değer heyecanlar yaratır. Kaldı ki burada ünlü bir kadetral vardır. Öşvank katedrali… 1200 yıllık. Buralara yolu düşenler bu yapıyı da görmeliler. Yolumuza devam edelim…

Gölün 180 metre kadar yukarısından kayaların üzerinden geçiyoruz. Şimdilerde bu yolun heyecan verici tarafları ortadan kaldırılmış olsa bile durup 180 metreden gölü seyredenleri görürsünüz. Bu heyecan verici kısım bitince yol yeni adıyla Balıklı eski adıyla Zihek köyünün eteğine varırsınız. Köyün altından gölün hemen kenarından geçersiniz.

Burada sizleri daha fazla sıkmamak için bir mola verelim dedik. Fotoğraflar çektik; şimdi o fotoğrafları seyredelim de biraz dinlenelim. İşte Tortum gölü.(DEVAM EDECEK..

Haberin etiketleri:

Artvin


Haber okunma sayısı: 298

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER